|
Perşembe, 09 Eylül 2010 |
facebook ile bağlan   |

PKK'nın eylemsizlik kararını o açıkladı

Yazı Büyüklüğü
PKK'nın eylemsizlik kararını o açıkladı
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, terör örgütü PKK'nın 1 Haziran'da sone eren eylemsizlik kararının süresini 45 gün uzattığını açıklayarak, "PKK'nın bu sağduyulu kararı siyaset kurumu ve bütün demokratik sivil toplum için çok önemli bir fırsat ve şans oluşturmuştur" dedi.

DTP'nin haftalık olağan Grup Toplantısı'nda bir konuşma yapan DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, dün itibariyle terör örgütü PKK'nın 13 Nisan'da başlayıp 1 Haziran'a kadar süren eylemsizlik kararının 45 gün daha uzatıldığını açıkladı.

PKK'nın bu sağduyulu kararının siyaset kurumu ve bütün demokratik sivil toplum için çok önemli bir fırsat ve şans yarattığını savunan Türk, çatışmaların olmadığı, operasyonların yapılmadığı, kan ve gözyaşının akmadığı bir ortamın, Türkiye toplumunun en acil ihtiyacı olduğunu söyledi. PKK'nın bu durumu temel gerekçeleri arasına koyarak eylemsizlik kararını 1.5 ay uzatmış olmasını, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yollardan çözülmesine olan inançlarının ve iyi niyetlerinin en açık ifadesi olarak değerlendirdiklerini söyleyen Türk, atılan bu adım ve uzatılan barış elinin havada kalmamasının hayati önem taşıdığını söyledi. Türk, "Barış tek yanlı olmayacağına göre, atılan adımların karşılığını bulması, sürecin pozitif yönde ilerleyebilmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur. Bu noktada devlete, hükümete, parlamentoya ve siyasi partilerimize önemli görev ve sorumluklar düşmektedir" diye konuştu.

Türk, operasyonların durması ve siyasi bir iradenin açığa çıkmasıyla birlikte çözüm yolunda en önemli eşiğin geçilmiş olacağını söyledi. Güvenliğin ve istikrarın yolunun kalıcı bir barışın tesisinden geçtiğini dile getiren Türk, "Bir ülkede iç barış ne denli güçlüyse, o ülkenin istikrarı ve güvenliği de o denli sağlamdır. Aksine çatışmalı ortamlar tırmandıkça güvenlik ve istikrar da tehlikeye girer. Böylesi bir paradigmadan hareketle hükümetin Kürt sorununa güvenlik penceresinden bakan geleneksel politikalardan uzaklaşıp, sorunlara demokratikleşme perspektifiyle yaklaşan bir çizgiyi esas alması gerekir" değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Erdoğan'ın biran önce inisiyatifi ele alması ve öncelikli olarak 'kan akmaması için bu çatışmasızlık sürecini koruyacağız' demesi gerektiğini belirten Türk, böyle bir inanç ve iradenin ortaya konması halinde sürecin olumlu yönde ilerleyeceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı'nın öncülüğünde siyasi partilerle bir zirve gerçekleştirilebileceğini söyleyen Türk, Başbakan'ın Meclis ve Meclis dışında bulunan partilerle ortak bir platformda veya ayrı ayrı görüşerek çatışmasızlık halinin korunması için bir mutabakat oluşturabileceğini ifade etti.

Türkiye'nin en temel meselesi olan Kürt sorununun barışçıl yollarla çözülmesi konusunda ana muhalefet partisinin ortaya koyduğu tavrı önemsediklerini ifade eden Türk, bu konunun demokrasi ve diyalogla çözülmesi için CHP'nin ortaya bir niyet koymasının sevindirici bir durum olduğunu bildirdi. CHP Genel Başkanı Baykal'ın sosyal demokrat çizgiye dönmeye başlaması ve ortaya çıkan bu fırsatı 71 milyon Türkiye'nin barışı ve refahı olarak algılamasının, uzun bir zamandır özledikleri bir tavır olduğunu dile getiren Türk, "Beklentimiz bu tavrın barışçıl bir süreç lehine yapıcı ve teşvik edici bir şekilde hızlanarak devam etmesidir. Keza, görmek istediğimiz bir başka tavır da, Türkiye milliyetçiliği çizgisinin, çoğulculuk ile eşit ve özgür kardeşliği kabul ettiğini gösteren bir yaklaşım içinde olmasıdır. Çünkü biliyoruz ki, Türkiye sevdalılığı her şeyden önce Türkiye'nin demokratikleşmesini ve halkların sevgiyle kucaklaşmasını sağlamayı gerektirir" şeklinde konuştu.

Fırsatın önünde hiçbir belirgin engel olmamasına rağmen bütün toplum, icranın başı olan Hükümetin bu konuda atacağı bir adımın beklentisi içindeyken, Başbakan'ın verdiği bazı demeçleri anlamakta zorluk çektiklerini kaydeden Türk, Başbakan'ın dönemi ve süreci ne düzeyde algıladığı, hassasiyet ve sorumluluk payını ne derece anladığı konusunda yoğun kuşkular içinde olduklarını belirtti. Böyle bir dönemde 'elimizde sihirli değnek yok' demenin vahim bir açıklama olduğunu ifade eden Türk, vatandaşların demokrasi taleplerine bir reform iradesiyle cevap vermenin sihirle, büyüyle bir alakası olmadığını söyledi. Türk şunları kaydetti:

"Siyaset kurumunun toparlanmaya başladığı, kendi ayakları üzerinde durmaya çabalayarak ülkenin en önemli sorununu tartışmaya başladığı bir dönemin arifesinde, 'ihanet' gibi kesinlikle siyaset sözlüğümüzden atmamız gereken bir kelimeyi hangi akla hizmet kullanıyorsunuz Sayın Başbakan? Dün bu kelimeyi size karşı kullananları eleştirirken, bugün kalkmış kendiniz gibi düşünmeyenlere aynı şekilde hitap ediyorsunuz. Bunun siyaset etiği ile bağdaşır bir yanı var mıdır? Sizi öncelikle tutarlılığa, samimiyete ve saygıya davet ediyoruz".

Kimlik siyaseti yapanın da etnik siyaset yapanın da hükümetin ve AK Parti'nin kendisi olduğunu ifade eden Türk, "Azerbaycan Meclisi'nde 'iki devlet tek millet' diyen Başbakan'dır. Azerbaycan etnik olarak Türk olabilir fakat Türkiye milleti ile Azerbaycan milleti aynı değildir. Türkiye milleti, 89 yıllık tarihiyle iç dinamikleri ve farklılıklarıyla oluşan kendine özgü bir millettir. Sadece etnik temelli bir Türklük tanımına nasıl indirgeyebilirsiniz? Öyleyse hani Anayasal vatandaşlık tanımınız nerde kaldı? Yıllarca dili, kültürü yasaklanmış, etnik kimliği yok sayılmış, dağ Türkleri ilan edilmiş bir halkın kimliğine yeniden kavuşmasını savunmak mı etnik siyasettir, yoksa herkesi Türk ilan edip asimilasyonu sürdürmek mi? Siz etnik siyaseti aşarak ırkçılık mertebesine ulaştığınızın farkına varın öncelikle, ondan sonra DTP'yi eleştirmeye kalkın" değerlendirmesinde bulundu.

Geçen hafta KESK'e yos ve Meclis dışında bulunan partilerle ortak bir platforönelik baskınlarda 28 kamu emekçisinin hukuksuz bir biçimde gözaltına alındığını ve 14'ünün tutuklanarak cezaevine konulduğunu savunan Türk, KESK üyelerinin yasa dışı bir örgütün üyeleriymiş gibi havaalanından, yoldan, sokaktan ve evlerden gözaltına alınmış olmasının kabul edilebilecek bir uygulama olmadığını ifade etti. Bu operasyonların tek bir hedefinin demokratik muhalefet alanını terörize etmek ve sindirmek olduğunu öne süren Türk, toplumsal muhalefeti sindirmeyi hedefleyen bu sürecin DTP'ye yönelik operasyonlarla başladığını anlattı. Türk, "Hükümetin sorumluluğunda gerçekleşen bu sindirme hareketine karşı demokrasi güçlerinin ortak bir cephede, birlikte mücadelesi kaçınılmaz olmuştur" dedi.

Barışın koşulları ve fırsatlarının oluştuğunu ifade eden Türk, bu durumu bütün Türkiye kamuoyunun gördüğünü ifade etti. Bu süreçte inisiyatif almayanlara, karşı çıkanlara, şüpheyle yaklaşanlara, katkı sunmayanlara karşı barışçıl bir baskı oluşturulmasını isteyen Türk, herkesin bu süreçte rolünü oynamaya çağrılması gerektiğini söyledi.

İHA
counter